![]() |
Hayati Vasfi Taşyürek Şiirleri Ah Bu Memleket Yüreğimde Dert! .. Ah! .. Bu Memleket! Mahkum masumlarıyla Serbest malumlarıyla Kirli kurumlarıyla Sessiz durumlarıyla Yanlış yorumlarıyla Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket. Temelsiz çatısıyla Ruhsuz batısıyla İbresiz tartısıyla Eksi'si Artı'sıyla Tükenmeyen yasıyla Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket. Sabahsız gecesiyle Dağılmayan sisiyle Horlanan incisiyle Devleşen cücesiyle Ve daha nicesiyle Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket. Zehri bal sanmasıyla Abdalca kanmasıyla Çok zor uyanmasıyla Kolay inanmasıyla Donmuş kafatasıyla Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket. Çiğnenen niğmetiyle Soysuza rağbetiyle Sarsılan iffetiyle Müzmin cehaletiyle Nice garabetiyle Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket. Yuvasız kuşlarıyla Kanlı gözyaşlarıyla Sökülen dişleriyle Yolunan kaşlarıyla Allahsız başlarıyla Yüreğimde dert! .. Ah! .. bu memleket... Hayati Vasfi Taşyürek |
Barışa Hizmet Barışa Hizmet Toprak anam, gök gardaşım, su dadım Sevgi çağlar yüreğimde, sel mi ki Ben doğarken yurdum diye ağladım. Ayrılığa dayanılır hal mi ki Kirişteyim, kabzadayım, yivdeyim On altı yıldızlı mutlu evdeyim Yirmi dört kol yetiştiren gövdeyim Tek kökteki ayrı ayrı dal mı ki Yesevi'nin çeşmesinden akmışım Mevlana'nın gözleriyle bakmışım Yunusların tezgahından çıkmışım Senlik benlik dosta giden yol mu ki Yağız Osman tuğ dikince Söğüt'e Edebali gül yolladı yiğide Öz gardaşım Abdal'ı da beyi de Sarışınım esmerim de el mi ki Uçtu şarktan garba şaha kalkan at Sevgiliye eşti kılıç kalkan at Üç kıtaya nasıl gerdim kol kanat Anlatayım şu bendeki dil mi ki Yesevi'nin çeşmesinden akmışım Mevlana'nın gözleriyle bakmışım Yunusların tezgahından çıkmışım Senlik benlik dosta giden yol mu ki Bolayır'dan Sakarya'ya atladım Sütçü İmam namlusunda patladım Çete kurdum orduları hakladım Millet için yurt satılık mal mı ki Tarih boyu hizmet ettim barışa Çok kalmadı hedefime varışa Miraç hızı ile çıktım yarışa Uzay dağı aşılmayan sel mi ki Yesevi'nin çeşmesinden akmışım Mevlana'nın gözleriyle bakmışım Yunusların tezgahından çıkmışım Senlik benlik dosta giden yol mu ki... Hayati Vasfi Taşyürek |
Bayrak Bayrak Şehit kanıyla büyür; bayrağımın direği O'na ağaç gözüyle bakmak büyük noksandır! .. Şal'ındaki her ilmek; bir cihangir yüreği Dalgalanışı bile; anlatılmaz destandır! .. Hilal'i haçlılarla; asırlarca savaşan Kahraman ecdadımın taşıdığı nişandır! .. Yıldız'ı Kosava'yı; hayranlıkla seyreden Gökyüzünün ceddime, arzettiği şükrandır! .. Rengi on altı devlet; kuran yüce neslimin Zaferleri uğrunda, sebil ettiği kandır! .. Ey! gaziler, şehitler; Al Bayragın yoluna Sizler gibi bizimde, canlarımız kurbandır... Hayati Vasfi Taşyürek |
Belki Belki Talihin yar değilse Eşin düztaban çıkar Ceylan bakışlım dersin Gözünde çıban çıkar Yok'ta tanımayanlar Var'da akraban çıkar Ananı ağlatanın Başında baban çıkar Vasfi'ye ağam deme Belki de çoban çıkar... Hayati Vasfi Taşyürek |
Çullar İçinde Çullar İçinde Boşa aramışım köşkü, sarayı Buldum sultanları çullar içinde Sessizce gezermiş pirler alayı Gülüp geçtiğimiz kullar içinde Akılsız başımı boşa yormuşum Düşman sanıp, dosta pusu kurmuşum Mutfaktan helaya koşup durmuşum Yaşadım sandığım yıllar içinde Ağa abdal imiş; abdal beğ imiş Baş kesmekten; boyun bükmek yeğ imiş Hayatî'den şaşkın insan yoğ imiş Sayısı belirsiz kullar içinde... Hayati Vasfi Taşyürek |
Dert Yumağı Dert Yumağı Gönlümü tül tezgahına gerdiler Oya oya işlediler yıllarca Hakkımda en haksız hükmü verdiler Taşladılar, taşladılar yıllarca Sevdim, sevdiğimi var'ı yokuyla Çıkmadı hiçbiri alın akıyla Üstelik bağrımı sitem okuyla Şişlediler, şişlediler yıllarca. Yüzüme gülene verdim canımı Harcadım varımı, döktüm nânımı Her dara düşüşte dostlar yanımı Boşladılar, boşladılar yıllarca. Dost aradım gönül penceresinde Elleri boş döndüm her keresinde Üstelik iftira tenceresinde Haşladılar, haşladılar yıllarca Yalnız yemedim yavan aşımı Ektim muhabbeti, biçtim hışımı Kimi cüzdanımı, kimi başımı Dişlediler, dişlediler yıllarca... Hayati Vasfi Taşyürek |
Dile Gel Anadolum Dile Gel Anadolum Neden dağlar karlı, bulutlar kara Dile gel hey Anadolum dile gel Bu mikrop saçan binlerce yara Dile gel hey Anadolum dile gel Kaldır Mevlana'yı, Hacı Bektaş'ı Şahlandır zeybeği coştur dadaşı Tüm sütçü imam et şanlı Maraş'ı Dile gel hey Anadolum dile gel... Hayati Vasfi Taşyürek |
Diyemedim Ki! Diyemedim Ki! Gönülden geçenler dile gelmiyor Seni seviyorum diyemedim ki Kısmet uzanmadan ele gelmiyor Seni seviyorum diyemedim ki Utancım kördüğüm oldu dilimde Mahvoldu ömrümden ne varsa elimde Kaç kere demeye niyetlendim de Seni seviyorum diyemedim ki Faydasız sevgilim gayrı nedense Ah! kaçan fırsatlar bir geri dönse Dillerim tutuldu sanki, nedense Seni seviyorum diyemedim ki... Hayati Vasfi Taşyürek |
Dostlar Dostlar Gece tutmuş yol başını Gündüz çekmez kol başını Ben mevsimleri şaşırdım Sen sorarsın yılbaşını Aylarımda yoktur ayar Haftalarım geri kayar Günlerim yerinde sayar Sen sorarsın yılbaşını Değirmene taş kıstırdım Sulara mühür bastırdım Geçmişe bilet kestirdim Sen sorarsın yılbaşını O kavşakta duruyorum Gören var mı? Soruyorum Ben sonunu arıyorum Sen sorarsın yılbaşını... Hayati Vasfi Taşyürek |
Feleğin İpi Feleğin İpi Elden ne gelir, gülmedi güldürmedi canan, Yol bilmeze sözümüz yok bu cihanda. Ey, talihinin lütfuna mağrur olan insan! Meydan sana kalsın, gözümüz yok bu cihanda Kurtuldu mu hiç bir kişi kaçmakla kaderden Hür olmak için geçmeli yardan ya da serden Kopsun feleğin ipleri inceldiği yerden Zaten kalacak izimiz yok bu cihanda... Hayati Vasfi Taşyürek |
Geceler Geceler Hasretin rengine, siyah mı desem Ağarmak bilmiyor, sonsuz geceler Ya gülerdim, ya da ölürdüm görsem Acep yarda nasıl bensiz geceler Yâr yerine, düş görürüm yatakta Herkes uyur, ben yürürüm yatakta El dinlenir, ben çürürüm yatakta Gün doğmakla bitmez sensiz geceler Süs için takılmış kapının zili Yıllardır değmiyor, sevgili eli Bilmem hangi dilden tarif etmeli Yaşansa yazılmaz, onsuz geceler. Gel, Hayati Vasfi, ağlama hele Kutsaldır, aşk için çekilen çile Beklerim yolunu mahşerde bile Ömrümden uzansa, sonsuz geceler... Hayati Vasfi Taşyürek |
Gel Gayri Gel Gayri Hasretin rengine, siyah mı desem Ağarmak bilmiyor, sonsuz geceler Ya gülerdim, ya da ölürdüm görsem Acep yarda nasıl bensiz geceler Yâr yerine, düş görürüm yatakta Herkes uyur, ben yürürüm yatakta El dinlenir, ben çürürüm yatakta Gün doğmakla bitmez sensiz geceler Süs için takılmış kapının zili Yıllardır değmiyor, sevgili eli Bilmem hangi dilden tarif etmeli Yaşansa yazılmaz, onsuz geceler. Gel, Hayati Vasfi, ağlama hele Kutsaldır, aşk için çekilen çile Beklerim yolunu mahşerde bile Ömrümden uzansa, sonsuz geceler... Hayati Vasfi Taşyürek |
Gizli Sevda Gizli Sevda Gönülden geçenler dile gelmiyor Seni seviyorum diyemedim ki... Kısmet uzanmadan ele gelmiyor, Seni seviyorum diyemedim ki... Utancım kördüğüm oldu dilimde Mahvolan ömrümden ne var elimde Kaç kere demeye niyetlendim de Seni seviyorum diyemedim ki... Faydasız sevgilim gayrı ne dense, Ah! kaçan fırsatlar bir geri gelse Dillerim tutuldu sanki, nedense, Seni seviyorum diyemedim ki... Delimiydim dostlar, bilmem ki neydim Çevre şartlarına başımı eğdim Çok şey değişirdi, diyebilseydim, Seni seviyorum diyemedim ki... Talibin oldukça fikrime sordum Demek ki sevdamı hissedemiyordum Sanki bir bakışta söyle diyordun Seni seviyorum diyemedim ki... Ne kadar uygunduk birbirimize Titriyordum gelir gelmez gözgöze Hayatiyim kaç kez başladım söze Seni seviyorum diyemedim ki... Hayati Vasfi Taşyürek |
İlerici İlerici Evini yönetirken zorlanan ilerici! Üç kıtaya hükmeden ecdadın mı gerici? Hayati Vasfi Taşyürek |
Kendini Bilmek Kendini Bilmek Düşün necisin, nesin, Ve kimin hükmündesin. Yıldızlar, güneş ve ay Dipsiz, bucaksız uzay Okyanuslar kıt'alar Noktadaki noktalar Gel düşün dedim demin Bu ilahi sistemin İçinde dünyayı bil Zerrede zerre değil Kan, kemik, sinir ve et İzne bağlı hareket Sadece bünyeni sen Ah düşünsen; düşünsen Cehlinden kurtulursun Allah'ını bulursun... Hayati Vasfi Taşyürek |
Lügatcemiz Lügatcemiz Yemeniye ‘’kelik’’ yoğurda ’’ katık’’ Bulgur pilavına ‘’aş’’ derler bizde Genç horoza ’’celfin’’ pilice ’’ferik’’ Kümese yollarken ‘’kiş’’ derler bizde... Büyük bakraca ’’satır’’ küçükse ’’sitil’’ Kerpiç duvardaki hatıla ’’katil’’ Tohumlara ’’bider ’’fidana ’’çitil’’ Büyük leğenlere ’’teş’’ derler bizde... Kocamana ’’iri’’ ibriğe ’’güğüm’’ ‘’Dünür’’ isteyici ilmekse ’’tüğüm’’ Rüşvete ’’bartıl’’ der şiire ’’deyim’’ Rüya alemine ’’düş’’ derler bizde... Mirasçıya ’’hısım’’ taksime ’’paylaş’’ Huysuzlara ’’vetsiz’’ akrana ’’taydaş’’ Hanıma ’’küldöken’’ flörte ’’oynaş’’ Mendil sallamazla r’’hişt’’ derler bizde Az önce ’’debiyak’’ demine ’’bayak’’ Kurnazlara ’’kodduş’’ kibara ’’kıyak’’ Çukur taşa ’’gaklık’’ dağlara ’’koyak’’ Yaz bahar eyyamı ’’hoş’’ derler bizde... Bir dakika ’’biti’’ döven ise ’’gem’’ Kız kardeşe ’’bacı’’ ağabeye ’’ede’’ Güzel oluşa ’’peh’’ ilaçlara ’’em’’ Su veren toprağa ’’leş’’ derler bizde... Vereme ’’ince ağrı ’’öksürüğe ’’çor’’ Merdivene ’’süllüm’’ konuşmaya ’’şor’’ Meyile ’’yörep’’ acemiye’’tor’’ Bir kısım peynir var ‘’keş’’ derler bizde... Aşık ’’deyişetçi’’ buyur ise ’’ne’’ Peki demek için kısa yoldur ’’he’’ Kenarı oyalı baş örtüsüne Bazan ’’bürük’’ bazan ’’şeş’’ derler bizde... İhtimal ‘’ellaham’’ hatırlamaya ‘’tamam’’ Biberli salçanın lakabı ‘’çaman’’ Gömlek için ‘’yelek’’ kilota ‘’tuman’’ Söyledikçe vasfi coş derler bizde... Begenecek hali tarif ederken ‘’Arı sili, gökçek, peh’’ derler bizde... Unutma emi der şehre giderken, Unutmam demezler ’’eh’’ derler bizde... Amaleye ’’ırgat’’ yokuşa ’’bayır’’ Çok bilmişe ’’eke’’ kolaya ’’gayır’’ Bıkkınlığa ’’ateh’’ sevaba ’’hayır’’ Üzüm reçeline ’’teh’’ derler bizde... Hayati Vasfi Taşyürek |
O Garibim O Garibim İrkilme beni görünce Yar ben yine o garibim Araya hasretlik düştü Sor ben yine o garibim Sen çiğnedin ben yükseldim Yer diye gökleri deldim Kurtar, öldür diye geldim Vur ben yine o garibim Hayati'yem etme çalım Ölürsem sana vebalim Düşman mıyız be hey zalim Gör ben yine o garibim... Hayati Vasfi Taşyürek |
Ömrün Hesabı Ömrün Hesabı Elimde düzen tutmaz bir sazın mızrabı var, Yüreğimde sayısız günahın azabı var. Gönül söz dinlemedi, sabrım fren tutmadı, Allahım; vicdanımın nefsime gazabı var. Beşeri zaafların; zabunu oldum eyvah! Altmış yıllık ömrümün, altmış bin hicabı var. İsyankâr yıllarımdan bir gün elimde kalan Kulluğumun Rabbıma verilmez hesabı var. Pişmanlığım ruhumda bir yanardağa benzer Lavların benliğinde dinmez ızdırabı var. Eğer kalmışsa derler; vefalı bir kaç dostu Vasfi'mizin 'ne hazin bir ömrü harabı var.' Hayati Vasfi Taşyürek |
Sabaha Kadar Sabaha Kadar Kopamadım yollardan Baktım sabaha kadar Gelmedinde, dünyamdan Bıktım sabaha kadar Ufacık bir ilgine Can adadım sevgine Hayret! ölmedim; yine Çıktım sabaha kadar Vurgunum yüzlerine Hasretim sözlerine Gönlümü gözlerine Ektim sabaha kadar Varlığım harap oldu Benliğim türap oldu Gözyaşım şarap oldu Çektim sabaha kadar Bu gece senelerden Çok uzun geldi. Neden? Ne ruh kaldı ne beden Çöktüm sabaha kadar Direndin gelmemekte Halimi bilmemekte Sevilip, sevilmemekte Tek'tim sabaha kadar Aklım, iradem sende Aşkın vardı dümende Bir garibim ben bende Yoktum sabaha kadar... Hayati Vasfi Taşyürek |
Saçların Saçların Söküp atılmıyor bende mi kusur? Doğarken kök salmış öze saçların. Bir kara sevda ki ya büyü ya sır, Sığmıyor kaleme,söze saçların. Örgüde bir başka,düzde bir başka, Gizlendiği zaman nazda bir başka Omuzda bir başka yüzde bir başka Kirpik olmuş inmiş,göze saçların İpekten sırmadan, tel tel yaratmış Telini bir ömre bedel yaratmış Sanki Vasfi için özel yaratmış Dört mevsim bir başka taze saçların... Hayati Vasfi Taşyürek |
Tarifsiz Hasret Tarifsiz Hasret Sevda ne demektir? Gönül şehrini, Bir tatlı bakışa satmayan bilmez. Yalnız gecelerin zalim kahrını Hayale sarılıp yatmayan bilmez Kimine gurbetmiş dağların ardı Ölseydi mahşere çaresi vardı Benim başımda ki dermansız derdi Vefasız Dostları bitmeyen bilmez Diyemem kaç sene, sayamam kaç ay Unutmak mı? Unut demesi kolay Bağrımda ki sancı nasıl bir olay Yari ele gelin gitmeyen bilmez Teselli kalmadı melalim için Varsa örnek verin ahvalim için Çektiğim çileyi bir zalim için Gençliğini heder etmeyen bilmez... Hayati Vasfi Taşyürek |
Yangın Yangın Vatan; yuva, milletse; en büyük ailedir Kardeşin sıkıntısı, kardeşe gailedir Öyleyse düşündün mü, bu ne soysuz çiledir Fırtınayı, borayı sen mi destekliyorsun? Vatan seni bekliyor, sen kimi bekliyorsun? .. Devrimi kafada yap... Saçta, sakalda değil Huzuru ortada bul, aşırı uçta değil Milletçe kalkınmamız eylemde suçte değil Eller ayda. Sen hala yerde emekliyorsun Görev seni bekliyor! Sen kimi bekliyorsun? Ham maddeyi üçe sat, mamülü üç bine al Bu masal bitmedikçe kapalı çıkar her fal Çabalama ayakta, nasıl durur, boş çuval Sen kimin soyundansın? Kimi destekliyorsun? Ezeli düşmenından dostluk mu bekliyorsun? Aklını başına al. Düşün derinliğine İkiliğe paydos de, sarıl birlik iğine Yer altı servetinin, had yok zenginliğine, Bana ne mi? Boş ver mi? Bunu sen mi diyorsun? Onlar seni bekliyor, sen kimi bekliyorsun Dargın mısın, gitmezsin, kasabana, köyüne Ağaç dikmek dururken, orman yakmak neyine Bütün bunlara rağmen şahlanmalısın yine Toparlan! Yoksa, bu kez temelli gidiyorsun Her şey seni bekliyor, sen kimi bekliyorsun? Aç kaldım, sana verdim adam olasın diye Okullara yolladım, bilgi dolasın diye, Adam kandır, banka soy, yık, yak.Bu vahşet niye? Yara sarmak dururken, derde dert ekliyorsun Görev seni bekliyor, sen kimi bekliyorsun? Medeniyet dalında var mı bir tek icadın Hem millet kalkınsın, hem ebedileşsin adın Maskara yapmış seni şekilcilik inadın Arslanlar gibi şahlan. Neden pinekliyorsun? Herşey seni bekliyor! Sen kimi bekliyorsun? Hayati Vasfi Taşyürek |
Yollar Yollar Ömür çizgisi gibi çözle düğümlene Yolu biten yolcudan dul kalan tozlu yollar İşlenmemiş süt gibi görünür her gelene Kimine dert kimine zevk olan tozlu yollar. Yüzümde oyuk oyuk, nakış nakış izleri Anılarımda saklı yokuşları, düzleri Sarar zaman iğine geceyi gündüzleri Düşünce dingilinde çevrilen tozlu yollar Dağlarda uzatmalı, buzlar altında yatar Havada kanatlanır, denizde kulaç atar Kimine dane verir, kimine saman satar Kader harmanı gibi savrulan tozlu yollar Bir devrin hicranını kağnılara söyleten Dünleri, bu günleri yarınlara ileten Bazen gözyaşlarımla bağrını serinleten Bazen alınterimle yoğrulan tozlu yollar Muradını sizlerde arayan sevgililer Vasfî gibi gün olur kavuşuruz dediler Neden getirmediniz? Ne kadar beklediler? Ey başka dünyalara ayrılan tozlu yollar... Hayati Vasfi Taşyürek |
Zıtlıklar Zıtlıklar Bir gözümde; zevklerin, kuduran kahkahası Bir gözümde, ney çalar, Mevlana'nın dünyası Ruhumun bir yanında; ummandır, gözyaşlarım, Öbür yanında esner; günah arkadaşlarım Beynimin bir burcunda; minareler, kubbeler, Hemen yanıbaşında halay çeker şüpheler Gün our alçakları; çiğnerken ayaklarım, Gün olur ifritleri; çorabımda saklarım. An olur; dudaklarım, secdemin yanağında, Biraz sonra bakarsın, Hayyam'ın çanağında. Bir elim tesbih çeker, haktan rahmet dilenir, Öbür elimde, isyanın; günahı sergilenir. İnsan mıyım; hayvan mı, bilemedim ben neyim, Ya Rab birlik nasip et; zıtlıklar içindeyim... Hayati Vasfi Taşyürek |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:07 . |
Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 RC 2