![]() |
Ali Mümtaz Arolat Şiirleri Bir Gemi Yelken Açtı Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine, Civarından çığlıkla yorgun martılar kaçtı Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine; Hayâl iklimlerine bir gemi yelken açtı. Beyaz yelkenlerinde ölgün bir kızıllığın Titrek son akisleri dalgalandı belirsiz; Toplanırken göklerde bulutlar yığın yığın Hırçın bir fırtınayı düşünüyordu deniz. Ufuklarda solarken altın şafak gülleri Yabancı âlemlerden sâadetler, emeller, İhtiraslar bekliyen kimsesiz gönülleri Gizlice sıkıyordu kızgın demirden eller. En katı yüreklerinin bile bu sabah iki, Üç damla yaş kurudu solgun yanaklarında; Açılan yolcuların hepsi hissetmişti ki Bugün de erişilmez o diyâra, yarın da... Mâdem ki o iklime erişmeye imkân yok, Neden böyle vakitsiz enginlere çıkışlar? Bulutlar toplanıyor, ufukta dalgalar çok, Kış geliyor, yelkenler emin bir yerde kışlar! Yolcular diyorlar ki: -Erişmek ümidi az; Biliriz dalgaların her biri mezarlık. Belki de içimizden hiçbiri ayak basmaz , Lakin yolunda ölmek, bu da bir bahtiyarlık! Ufkun dört duvarına kanadını vurarak Rüzgâr sürüklenirken derinlerden derine, Gümüş yelkenlerini yüksekten savurarak Bir gemi yelken açtı hayal iklimlerine... Ali Mümtaz Arolat |
Fatih Fatih Sürüklerken tunçtan topu mandalar Geçilirken dağlar, tepeler düzler, Padişah ordunun seyrine dalar; Sancaklar, silahlar, atlar, öküzler... Padişah düşünür ordu akarken, Sevimli gözlerle selam alır kâh; İstanbul ufkuna doğru bakarken, Bir zafer hırsıyla güler padişah... Ali Mümtaz Arolat |
Fıskiye Fıskiye Mehtap on beşindedir. Havuzdaki fıskiye Belki tutarım diye, Mehtabın peşindedir. Bahçenin boşluğunda Biriken sessizliği Pırıltılar deliyor. Gecenin boşluğunda Fıskiye yükseliyor. Sonra birden vurulmuş Gibi, renksiz, durulmuş Sulara inci inci Düşerek can veriyor, Fıskiyenin bu hali, Kalbe hicran veriyor. Her sevdanın sevinci, Her sevincin hayali Göz kırpılması kadar, Sonunda suya düşmek Rüzgârda dağılmak var... Ali Mümtaz Arolat |
Leylekler Leylekler Bu akşam sonbahar ne kadar serin; Geceyi hasretle bekliyor zaman. Üstünde hasretle leylekler uçan Beyaz perdeleri indiriverin. Masamda düşünen eski lambayı Yakmayın, odamız karanlık dursun; Gecenin ufkundan yükselen ay'ı Görelim, perdemiz üstüne vursun. Perdemiz üstünde uçan leylekler Şimdi ay vurunca, yabancı, uzak Mavi bir iklimden kanat çırparak Geçen leyleklere benziyecekler. O zaman unutup aşkı, hevesi, Neşeyle çarparken yorgun kalbimiz, Göğsümüzden kopan bu coşkun sesi Kanat seslerine benzeteceğiz... Ali Mümtaz Arolat |
Ölüm ve Unutulmak Ölüm ve Unutulmak Bir gün kışı hatırlatan bir akşam Ruhumda son kalan mana uçacak, O gün dinlenecek vücudum ancak, Kulaklarım kurşun ve gözlerim cam. Birden örtülecek önümde dünya Bir anda silinip yakın uzaklar Beni tahtalara uzatacaklar; Bitecek yaşamak, bu yarım rüya. Her dakika biraz daha kırılan Kalbim parçalanmış, yazık, içimde. Artık ıstırap yok, artık içimde Çöreklenmiyecek hergün bir yılan. Kapatacak bana aşina bir el Gözlerimi kesik hıçkırıklarla Oh, kalbe batmayan bu kırıklarla Her yasa yabancı kalmak ne güzel!.. Seneden seneye ve ağır ağır Gömüleceğim ben de ine ine Hareketsiz ve kör, dilsiz ve sağır, Boş bir karanlığın derinliğine... Ali Mümtaz Arolat |
Vazo Vazo Kartaca'dan dönen bir Fenikeli, Kimden ilham almış, ne maharetle, Hangi topraktan ve hangi aletle, Nasıl da yaratmış sanatkar eli? Uzun yolculuktan dönerken geri, Gözleri fer alıp sudan, ateşten Vazoda meze etmiş batan güneşten Akdeniz'e vurup solan renkleri. Bir kasırga gibi geçen asırlar Mezar olup şana, servete,taca; Yıkıldı Fenike, yandı Kartaca; Konuştu karanlık ve dilsiz sırlar. Vazo, hayalinde eski ihtişam, Tadıyor, renginde parlarken kini, İşe yaramadan durmak zevkini. Zamandan alıyor böyle intikam... Ali Mümtaz Arolat |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:42 . |
Powered by vBulletin Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2025, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 RC 2