Anadolu Selçuklu Devletinde Sanat Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde ekonomik canlılığa paralel olarak büyük bir kültürel canlılık görüyoruz. Türkler gelmeden önce Anadolu, Eski Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinde kültürel ve sanatsal canlılık yaşamıştı. Bu uygarlıklardan kalma sanat eserlerini hepimiz biliyoruz. Ancak, Bizans’ın son yıllarında iç savaşlar ve dış istilalar yüzünden Anadolu eski canlılığını yitirmeye başlamıştı. 11. ve 12. Yüzyıllarda Türkmen-Selçuklu akınlarının ve Haçlı Seferlerinin neden olduğu savaşlar Anadolu’yu daha da bakımsız hale getirdi. Ama 13. yüzyılın başında, I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve oğulları I. Izzeddin Keykavus ve I. Alaeddin Keykubad dönemlerinde Anadolu’da bir sürü cami, medrese, imaret, hastane, kervansaray, hamam, köprü, kale ve tersane yapıldı. Anadolu Selçuklu döneminde Konya, Sivas, Divriği, Ahlat, Kayseri, Amasya, Tokat, Erzurum, Erzincan, Antalya ve Malatya gibi kentler, beylikler döneminde ise Karaman, Beyşehir, Manisa ve Selçuk gibi kentler bir çok mimari eserle donatıldı. Bu eserlerin en ünlüleri aşağıda resimlerini gördüğünüz Konya’da Alaeddin Camii ve İnce Minareli Medrese, Sivas’ta Gök Medrese, Kayseri’de Sultan Hanı (kervansarayı) ve Erzurum Çifte Minareli Medrese’dir. Yapılan bu mimari eserlerde çok iyi bir ince işçilik görmekteyiz. Bu eserlerin kapıları, pencereleri kubbeleri birbirinden güzel çiniler, taş oymalar, tahta oymalar, kabartma yazılar ve nakışlarla süslenirdi. Seramik, heykel, süsleme, yazı (hat), dokuma ve özellikle halı ve kilim dokumacılığı ile maden işleme sanatında büyük gelişmeler sağlandı. Aşağıdaki resimlerde Anadolu Selçuklu döneminden kalma birer çini kaplama, taş oyma ve hat örnekleri görüyorsunuz. function click() { if (event.button==2) { alert('Bu sayfada sag tus kullanamazsiniz.!'); } } document.onmousedown=click Sanat Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde ekonomik canlılığa paralel olarak büyük bir kültürel canlılık görüyoruz. Türkler gelmeden önce Anadolu, Eski Yunan, Roma ve Bizans dönemlerinde kültürel ve sanatsal canlılık yaşamıştı. Bu uygarlıklardan kalma sanat eserlerini hepimiz biliyoruz. Ancak, Bizans’ın son yıllarında iç savaşlar ve dış istilalar yüzünden Anadolu eski canlılığını yitirmeye başlamıştı. 11. ve 12. Yüzyıllarda Türkmen-Selçuklu akınlarının ve Haçlı Seferlerinin neden olduğu savaşlar Anadolu’yu daha da bakımsız hale getirdi. Ama 13. yüzyılın başında, I. Gıyaseddin Keyhüsrev ve oğulları I. Izzeddin Keykavus ve I. Alaeddin Keykubad dönemlerinde Anadolu’da bir sürü cami, medrese, imaret, hastane, kervansaray, hamam, köprü, kale ve tersane yapıldı. Anadolu Selçuklu döneminde Konya, Sivas, Divriği, Ahlat, Kayseri, Amasya, Tokat, Erzurum, Erzincan, Antalya ve Malatya gibi kentler, beylikler döneminde ise Karaman, Beyşehir, Manisa ve Selçuk gibi kentler bir çok mimari eserle donatıldı. Bu eserlerin en ünlüleri aşağıda resimlerini gördüğünüz Konya’da Alaeddin Camii ve İnce Minareli Medrese, Sivas’ta Gök Medrese, Kayseri’de Sultan Hanı (kervansarayı) ve Erzurum Çifte Minareli Medrese’dir. Yapılan bu mimari eserlerde çok iyi bir ince işçilik görmekteyiz. Bu eserlerin kapıları, pencereleri kubbeleri birbirinden güzel çiniler, taş oymalar, tahta oymalar, kabartma yazılar ve nakışlarla süslenirdi. Seramik, heykel, süsleme, yazı (hat), dokuma ve özellikle halı ve kilim dokumacılığı ile maden işleme sanatında büyük gelişmeler sağlandı. Aşağıdaki resimlerde Anadolu Selçuklu döneminden kalma birer çini kaplama, taş oyma ve hat örnekleri görüyorsunuz. |