| Hipertansiyonun Sınıflandırılması Hipertansiyonun Sınıflandırılması Hipertansiyon ve sınıflandırma En az 18 yaşında olan erişkinlerde kan basıncı sınıflandırması Kan basıncı mmH Kategori Sistolik Diastolik Optimal < 120 < 80 Normal < 130 < 85 Normal-Yüksek 130-139 85-89 Hipertansiyon Evre 1 140-159 90-99 Evre 2 160-179 100-109 Evre 3 >= 180 >= 110 JNC VI. Raporuna göre hipertansiyon sınıflandırılması Hipertansiyon aynı zamanda hedef organ hasarının varlığı ve derecesi ile de sınıflandırılabilir: EVRE I: Organ değişikliklerinin objektif belirtilerinin olmaması EVRE II: Organ tutulumunu gösteren aşağıdaki belirtilerin en azından bir tanesinin varlığı: LVH (grafi, elektrokardiyografi, ekokardiyografi) Retinal arterlerin fokal ya da genel olarak daralması Proteinüri ve/veya plazma kreatinin konsantrasyonunun hafif yükselmesi (1.2'den 2.0 mg/dl'ye) Aterosklerotik plakların ultrasonografik ya da radyolojik olarak ortaya konması (karotis arterleri, aorta, ilyak ve femoral arterler) EVRE III: Organ hasarına bağlı olarak belirti ve semptomlar ortaya çıkmıştır. Bu durum şunları içerir: Kalp: angina pectoris, MI, kalp yetmezliği Beyin: geçici iskemik atak, inme, hipertansif ensefalopati Optik fundus: papilla ödemi ile beraber olan ya da olmayan retinal kanamalar ve eksüdalar Böbrek: 2.0 mg/dl üzerinde plazma kreatinin konsantrasyonu, böbrek yetmezliği Damarlar: dissekan anevrizma, semptomatik tıkayıcı arter hastalığı Nedenler ve Belirtiler Hipertansiyon ve soy çekimi arasında önemli bir ilişki vardır. Uzun süreli stres veya çok tuzlu diyet kan basıncını yükselten nedenlerdir. Obezitenin de önemli rolü vardır. Tropikal iklimlerde yüksek kan basıncına daha az rastlanmaktadır. Bu da muhtemelen iklim şartlarından çok, daha rahat yaşam biçimlerinin olmasıyla ilgili görülmüştür. Stres, hareketsizlik, alkol ve sigara kullanımının ve bazı ilaçların yüksek tansiyonu hazırladığı bildirilmektedir. Hipertansiyonda belirtiler genelde yoktur veya birçok normal tansiyonlunun yüksek tansiyona ait belirtileri farklı nedenlerle hissedebilmeleri nedeniyle hipertansiyondaki belirtiler gözden kaçabilmektedir.Bunların en sık görülenleri burun kanaması, kulaklarda çınlama, baş dönmesi, bayılma hissi, sabah baş ağrıları, depresyon, görme bozuklukları, gece idrarı, gerginlik, yüzün kızarması ve sıcaklık hissidir. Bu yakınmalar sıklıkla yüksek tansiyonun erken dönemlerinde vardır; geç dönemlerde hipertansiyonun komplikasyonlarına göre daha ağır belirtiler görülür Risk faktörleri Artmış kan basıncı çoğunlukla semptom vermez. Kan basıncı artışı kademeli ya da hızlı olabilir. Ancak, hipertansiyon ilk olarak ağır bir komplikasyonla da ortaya çıkabilir. Hipertansiyona predispozan başlıca faktörler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir: Ailede hipertansiyon/inme hikayesi Olası ırksal duyarlılık Bazı ilaçların kullanılması Önceden mevcut renal hastalık Yüksek vücut kitle indeksi Yüksek alkol tüketimi Sigara alışkanlığı Yüksek sodyum alımı Egzersiz yapılmaması Komplikasyonlar Hipertansiyon, tüm yaşlarda beyin,kalp, periferik damarlar ve böbrekleri etkileyen predispozan bir risk faktörüdür. Her iki cinsiyet benzer etkilenir, ancak genel olarak kardiyovasküler riskleri daha fazla olduğundan, aynı derecedeki kan basıncı yüksekliği erkeklerde daha fazla komplikasyona neden olur. Hipertansiyon erişkin popülasyonun % 15-25 kadarında görülür. Ancak bunlardan sadece % 50'si hipertansiyonlu olarak tanımlanabilir ve hipertansif olduğu bilinen bu populasyonun sadece % 50'si antihipertansif tedavi görürler ve bunlarında ancak % 50'sinin kan basıncı kontrol edilebilir. Kardiyovasküler ve renal komplikasyonlar, kan basıncı artışı ile katlanarak yükselirler, bu artış "normal" sınırlar içinde iken bile başlayabilir. Klinik çalışmalar, yüksek kan basıncının kontrol edilmesinin buna bağlı komplikasyonları ileri derecede azalttığını göstermiştir. A. Metabolik parametreler Glikoz intoleransı: Antihipertansif tedavi güçlü antihipertansif etki oluşturmalı ve glikoz/ insülin metabolizması üzerinde nötral etkiye sahip olmalıdır. Tedavi edilmemiş hipertansiyonu olan hastalar sıklıkla glikoz intoleransı (insülin direnci) ve kompansatuar hiperinsülinemi gösterirler. Hipertansiyon, insülin direnci ve hiperinsülinemi sıklıkla birlikte bulunarak hastayı ateroskleroza bağlı koroner kalp hastalığı, periferik arter hastalığı ve inme gibi kardiyovasküler hastalıklara yatkın hale getirirler. Tanı yaşı koyma ne olursa olsun, diabetik hastaların yaşam sürelerinin üçte birinin azalmış olduğu akılda tutulmalıdır. Hipertansif hastalarda glikoz intoleransı oluşmasının başlıca nedeni, insüline cevap olarak başta iskelet kası olmak üzere dokuların yeteri kadar glikoz alamamasıdır. Glikoz intoleransı insülin sekresyonuna neden olarak hipertansif hastalarda sık olarak görülen hiperinsülinemiye yol açar. Hipertansiyonun glikoz intoleransına sebep olması ya da glikoz intoleransının hipertansiyona sebep olması bu faktörlerin arasında bir neden sonuç ilişkisi olduğunu göstermektedir. Tedavi prensipleri Tedavi prensipleri aşağıdakileri içerir: Hipertansiyon varlığı açısından tarama : Tüm erişkinler en azından üç yılda bir kez olmak üzere kan basıncı ölçümü yaptırmalıdırlar. Hipertansiyon seviyelerinin ve buna bağlı risk faktörlerinin dikkatlice değerlendirilmesi Gerekli hayat tarzı değişiklikleri için hastaların cesaretlendirilmesi Yüksek kan basıncı seviyelerinin ısrarla devam ettiği hastalarda ilaç tedavisine başlanmalı Sınırda ya da tanısı konmuş hipertansiyonu olan hastaların uzun süreli takibi yaşamsal öneme sahiptir. Antihipertansif tedavi günümüzde büyük değişikliklere uğramaktadır. Kan basıncının kontrol altına alınması sadece hemodinamik bir kontrol olarak düşünülmemelidir, hipertansiyon artık kardiyovasküler risk profilinin önemli bir parçası olarak görülmektedir. Hipertansif hastaların % 80-90 kadarı birden fazla risk profiline sahiptir, bu nedenle antihipertansif tedaviyi başlatmadan önce hastanın risk profilinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Antihipertansiflerin beş önemli sınıfı mevcuttur; · Diüretikler · Alfa blokerler · Beta blokerler · ACE inhibitörleri · Kalsiyum antagonistleri Son zamanlarda yeni bir antihipertansif sınıfı olan anjiyotensin II inhibitörleri ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak, bu beş ayrı antihipertansif sınıfının benzer antihipertansif etkileri mevcuttur, ancak primer koroner risk faktörleri üzerine değişik etkileri olanlar mevcuttur. Böylesine bir sınıf içi fark, koroner risk faktörleri üzerine değişik etkileri belirgin olan kalsiyum antagonistleri için söz konusudur ve bu nedenle homojen bir grup oluşturmak zordur. Kalsiyum antagonistleri, dihidropiridin ya da non-dihidropiridin olmalarına göre birbirlerinden ayrılırlar.  |